NÜKLEER, BİYOLOJİK, KİMYASAL SAVAŞ & İLKYARDIM
NBC kısaltması ile aynı başlık altında özetlenen nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar özellikleri itibariyle birbirlerinden farklıdır. Bu silahlar savaş aracı olarak geliştirilmiştir. Bu silahları geliştiren devletlerin amacı, egemenlik alanlarını genişletmektir. Özellikle de batılı ülkeler tarafından geliştirilmiş ve üretilmiş olmaları çok düşündürücüdür. Bu silahların ortak özellikleri, geniş kitleleri imha edici olmalarıdır.
NÜKLEER SİLAHLAR
Nükleer silahlar, yüzlerce kilo ağırlığında konvasiyonel patlayıcı içerir. Patlamalar tek bir büyük patlama veya küçük patlamalar şeklinde olabilir. Nükleer silahlar, klasik silahlardan farklı olarak, aynı anda bir çok etkiyi yapan, kilometrelerle ifade edilen etki alanına ve en önemlisi radyolojik etkilere sahip silahlardır. Nükleer silahların etkileri çarpma, termal radyasyon ve ısı, ilk radyasyon ve kalıcı radyasyon-radyoaktif serpintidir. Çarpma etkisi insanları, yıkılan binaların enkazı altında bırakarak ya da fırlatarak ciddi yaralanmalara neden olur. Ayrıca oluşan yüksek basınç özellikle hava içeren organlarda hasar oluşturur. Isı etkisi ise yangınlara, deri yanıklarına ve körlüğe neden olur.
Nükleer silahlarla ortaya çıkan en büyük tehlike patlama ve yangınların çeşidiyle bağlantılı olmaksızın ortaya çıkan iyonize radyasyondur. Radyasyona maruziyet askeri kaynaklı nükleer patlamalar dışında daha az sayıda kişiyi etkileyen endüstriyel veya tıbbi olaylar sonucunda da olabilir.
Nükleer silahlarla olan patlama ve yangınlara diğer konvansiyonel patlama ve kazalardaki gibi müdahale edilir. Nükleer silahların bu etkilerine karşı uygulanan ilkyardım, diğer sebeplerle oluşan yaralanmalar ve yanıklarda olduğu gibidir.
NEDENLER
Bir nükleer patlamanın oluşturduğu iyonize radyasyonun gama ışınları, alfa ve beta partikülleri olmak üzere üç formu vardır. Alfa partikülleri büyük partiküllerdir, delip-geçici özellikleri zayıftır, kağıt bile geçişini önler. Beta partikülleri ise küçüktür alfa parçacıklarına göre daha delip-geçicidir ama kalın bir giysi geçişini önleyebilir. Gama radyasyon ise en tehlikeli olan radyasyondur geçişi ancak ağır bir kalkanla önlenebilir. Radyasyonun etkisi ‘’rad’’ birimi ile ölçülür. Rad 100 erg’lik bir radyasyon enerjisinin 1 gram materyalde emilmesini gösterir.
Radyasyona maruziyet üç şekilde olur:
1.Eksternal (dış) radyasyon: Radyoaktif kaynağa maruz kalarak vücudun tamamının veya bir bölümünün ışınlanmasıdır (gama ışınları etkisi).
2.External bulaşma: Yüzeyel bir radyoaktif kirlenme vardır. Cilt yüzeyindeki radyoaktif elementler çeşitli reaksiyonlarla ciltde hasar oluşturur (alfa ve beta parçacıkları etkisi).
3.İnternal (iç) radyasyon: Radyoaktif element organizmaya solunum, yara, kontamine su ve besinlerin sindirimi veya cilt yoluyla girer (gama ışınları, alfa ve beta parçacıkları etkisi).
BELİRTİLER
Belirti ve şikayetler radyasyona maruziyet dozuna, süresine ve yoluna göre değişir.
Total eksternal radyasyona maruziyet: Akut radyasyon sendromu da denebilir. Belirti ve şikayetler çok süratle görülür ve dört dönem içinde değerlendirilir:
a. Başlangıç Dönemi: Radyasyona maruziyeti takip eden ilk birkaç saatte görülen radyasyona özgü olmayan bulantı, kusma, güçsüzlük, halsizlik gibi şikayetlerdir.
b. Sessiz Dönem: Bu dönemde başlangıçta görülen şikayetler geriler veya kaybolur. Sessiz dönem süresi genellikle 4-6 haftadır ancak maruz kalınan doz yüksek ise bu dönem daha kısa sürer.
c. Sabit Dönem: Bu dönemde hematolojik sistem bulguları (kanamaya, enfeksiyona yatkınlık, kilo kaybı, saç dökülmesi), sindirim sistemi bulguları (bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı) ve nörolojik sistem bulguları (baş ağrısı, bayılma, nöbet geçirme) görülür. Bu dönemdeki bulgularda başlangıç dönemindeki gibi doza bağımlıdır ve eğer doz yüksekse birden fazla sistem bulgusu bir arada görülür.
d. Durulma dönemi veya ölüm: Ölüm, kemik iliği depresyonu veya ciddi enfeksiyonlardan olur. Yüksek dozlarda ölüm daha erken olur. 400 rad radyasyona maruz kalmış bir kişide ölüm olasılığı %50’ dir ve 60 gün içinde gerçekleşir. Kan yapımı sürecinin yeniden başlaması ile durulma dönemine girilebilir ancak bu süreç de uzun vadede radyasyona bağlı yan etkiler (kanser, lösemi, erken ölüm v.b.) nedeniyle iyimser bir gidişe izin vermez.
Kısmi Eksternal Radyasyon - Radyasyon Yanıkları: Radyasyona kısmi maruziyetten veya radyasyon bulaşmasından sonra olur. Bu tip maruziyet kişinin hayati fonksiyonlarında tehlike oluşturmaz. Radyasyon yanıkları ya gama radyasyon kaynağıyla karşılaşma ile; veya alfa ve beta parçacıklarının cilde bulaşması ile olur. Cilt belirtileri maruziyetten iki hafta sonra başlar. Derecesi doza bağlıdır. Hafif maruziyetlerde kızarıklık, artan dozlarda kabarmış cilt reaksiyonu, daha yüksek dozlarda sulanmış cilt reaksiyonu ve çok yüksek dozlarda ise doku ölümüyle seyreden cilt reaksiyonu görülür.
Eksternal Bulaşma: Radyoaktif elementlerin cilde bulaşması ile olur. Burada acil olan external bulaşmayı engellemek, radyoaktif materyalin vücut içine geçişini sınırlandırmak ve internal bulaşmayı önlemektir.
İnternal Radyasyon: İnternal radyasyon partiküllerinin ciltten vücut içine girmesi veya sindirilmesi ile olur. Eksternal radyasyona maruziyet sıklıkla internal radyasyona yol açar. İnternal radyasyon sebepleri radyoaktif tozun solunması, radyasyon ile kirlenmiş gıda alınması, radyoaktif partiküllerin yaralı ciltten girmesi veya yanmış cilde radyoaktif element bulaşmasıdır.
Radyasyon olayları ile ilgili olarak tıbbi personelin bilmesi gerekenler şunlardır:
1. Radyasyona maruz kalmış kişi (external bulaşma olmayan) bulaşıcı değildir. Radyasyon yaymaz.
2. External dekontaminasyon basit işlemdir ama mutlaka uygulanmalıdır
3. External bulaşmanın internal bulaşmaya dönmesinden kaçınılmalıdır
4. Hayat kurtarıcı önlemler dekontaminasyon (arındırma) işleminden önceliklidir.
İLKYARDIM
1. Radasyon olaylarına müdahale edilirken önce bölge bariyerlerle izole edilmelidir. Çalışma alanları belirlenmeli patlamanın veya kazanın olduğu sıcak alana dikkatle yaklaşılmalı, sadece özel eğitimli personel sıcak alana girmeli diğer personel, araçlar ve komuta merkezi bu alana en az 50 metre uzaklıkta ve yüksek bir alanda veya kalkan rolü yapacak bir duvarın arkasında, temiz çalışma alanında olmalıdır.
2. Hastane ve gerekli yerlere rapor verilmelidir.
3. Özel koruyucu elbiseler giyilmeli ve maruz kalınan radyasyon dozunu ölçen dozimetreler takılmalıdır. Özel koruyucu elbiseler yoksa mevcut giysiler alfa ve beta partiküllerinin bulaşmasını en aza indirecek duruma getirilmelidir. Bu amaçla varsa ikinci bir herhangi giysi giyilmeli, herhangi bir bez parçası maske olarak kullanılmalı, ceketler, yakalar iliklenmeli, pantolon paçaları çorapların içine yerleştirilmeli, baş herhangi bir kumaş parçası ile sarılmalı, saçlar gizlenmeli, gözler herhangi bir gözlükle korunmalıdır. Gebe personel bölgeye girmemelidir. Radyasyon toz, duman ve sıvı ile de bulaşmış olabileceğinden kirli bölgede sigara içilmemeli, yemek yenilmemeli –içilmemelidir.
4. Yaralılar belirlenmelidir.
Yaralılar, travma oluşturmayacak şekilde uygun transport teknikleriyle kirli çalışma alanından uzaklaştırılmalıdır. Maruz kalınan radyasyon miktarı maruziyet süresine bağlı olduğu için personelin kendini koruması için sıcak alanda kalış süresini kısa tutması, 1-2 dakikayı geçirmemesi gerekir.
5. Kirli çalışma alanından çıkar çıkmaz, hasta süratle değerlendirilip hayatı tehdit eden yaralanmalar belirlenmeli ve temel yaşam desteği uygulanmalıdır.
6.Hava yolu açık, solunum yeterli, kanama kontrol altında ise dekontaminasyonun ilk aşaması uygulanmalıdır: Dekontaminasyon, radyoaktif materyalin tehlike oluşturmasını engellemek üzere uzaklaştırılması, temas yerindeki miktarının azaltılması işlemidir. Bu amaçla hasta giysileri çıkarılmalı ve özel radyasyon geçirmeyen kaplara konmalıdır. Kaplar sıkıca kapatılıp radyasyon uyarısı ile işaretlenmeli ve kirli alanda bırakılmalıdır. Bu şekilde dekontaminasyonun %95’i tamamlanır. İkinci dekontaminasyon aşamasında hastanın yüzü ve elleri yıkanır. Böylece dekontaminasyonun %98 tamamlanır. Üçüncü aşama ise saç ve saçlı derinin yıkanmasıdır.
7. Hastanın genel durumunun ikincil ayrıntılı değerlendirmesi yapılarak stabilizasyonu sağlanmalıdır. İlk birkaç dakikada başlayan şiddetli kusma hastanın öldürücü doza maruz kaldığını gösterir.
8. Hasta hayati fonksiyonları kontrol altına alındıktan, dekontaminasyon işlemi uygulandıktan sonra; maruz kaldığı radyasyon dozu, radyasyon ölçüm ekipmanı ile belirlenerek temiz çalışma alanına alınmalıdır. Hasta üzerine temiz çarşaf veya battaniye örtülmüş sedyeye yerleştirilir, üzeri de radyasyon sızıntısını önlemek için çarşaf veya battaniye ile örtülür. Bu şekilde temiz çalışma alanına alınır.
9. Temiz çalışma alanına çıkarken kurtarıcılar koruyucu elbiselerini çıkarmalıdır. Koruyucu elbise çıkarılırken kişi kendi kendine radyasyon bulaştırmamaya dikkat etmelidir. Mümkünse hasta temiz çalışma alanına girmemiş personel tarafından transport edilmelidir. Hastayı taşıyan personel mutlaka eldiven giymelidir.
10. Hasta, hastane acil servisine transport edilir.
11. Görev biter bitmez ambulans personeli kendilerini dekontamine etmelidir. Ambulans ekip ve ekipman dekontaminasyonu yapılıp radyasyon kalıntısı kalmadığından emin olana kadar diğer rutin görevlere çıkmamalıdır.
12. Hastane acil servisine girmeden kirli çalışma alanında başlanan dakontaminasyon işlemi giysileri çıkarılmış hastanın vücut yüzeyleri ve saçları su ve sabunla yıkanarak tamamlanmalıdır. Ancak acil durumlarda hayati fonksiyonlar önceliklidir. Cerrahi ilkyardım ve hayat kurtarıcı önlemler dekontaminasyon bile yapılmadan gerekirse uygulanmalıdır.
Acil serviste total eksternal radyasyona maruz kalmış kimselerin tıbbi bakımı triyaj’ dan sonra başlatılır.
Radyasyona maruziyette triyaj uygulanırken hafif yaralılar ayaktan tedavi edilir. Şikayetleri ilk 6 saat içinde başlayanlar yatırılır. Şikayetleri ilk 2 saat içinde başlayanlar özel servislere alınır. Sindirim sistemine ait şikayetleri şiddetli olanlar, nörolojik veya solunum sistemi şikayeti olanlar steril ortama alınır. Öldürücü dozu alanlar resüste edilir.
Radyasyona kısmi maruziyet söz konusu ise acil tıbbi yardıma gerek yoktur. Alınan dozun saptanmasına öncelik verilmelidir.
Radyoaktif parçacıklara bulaşma varlığında ise öncelik dekontaminasyona verilmelidir. İnternal kontaminasyon tehlikesi araştırılmalıdır.
External Bulaşma olan hastalarda özel giyimli personel tarafından yapılacak external dekontaminasyon diğer tüm önlemlerden önceliklidir. Bu amaçla tüm vücut su ve normal sabun ile yıkanır, kurulanır, detektörlerle radyoaktif artıkları tayin edilir.
İnternal Radyasyon varlığında sebep tespit edilmeli, doz saptanmalı, vücuttan atılım hızlandırılmalı, external dekontaminasyon uygulanmalı ve hayat kurtarıcı önlemlerin alınmasından sonra tıbbi bakım başlatılmalıdır. Bulaşma yolu uygun tıbbi bakımın seçilmesine yardımcı olacaktır.
BİYOLOJİK SİLAHLAR
GİRİŞ
Biyolojik silahlar, yöneldiği hedefte bulaşıcılık ve hastalık yapma yetenekleri olan bakteriler, parazitler, mantarlar, protozoalar, riketsiyalar, virüsler ve toksinlerdir.
Biyolojik silahların kitleleri imha edici özellikleri yanında diğer özellikleri kolay ve ucuza elde edilmeleri, etkilerinin kalıcı ve giderek artıcı olması, kullanım kolaylıkları ve özellikle kullanıldıklarının geç farkına varılmalarıdır.
Biyolojik savaşla günümüzde Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, NATO, Biyolojik Silahlar Konvansiyonu gibi uluslararası kuruluşların belirlemelerine göre 43 mikroorganizma (15 bakteri, 2 virüs, 2 mantar ve 2 parazit) insanlara karşı biyolojik savaş haline getirilme özelliğine sahiptirler.
Global biyolojik savaş tehdidi ciddi ve bazı biyolojik ajanların yıkıcı etkileri yüksektir. Dünyada en az 10 ülke biyolojik yıkıcı silahlara sahiptir. Bu bölümün amacı biyolojik ajanlara karşı tedavi ve korumayla ilgili öz bilgiler vermektir.
NEDENLERİ
Biyolojik savaş amacıyla en çok kullanılan ajanlar bakteriler, virüsler ve toksinlerdir.
1. Bakteriyel Ajanlar: Bakteriler genellikle insanlarda iki mekanizma ile hastalığa sebep olurlar. Dokuya yerleşerek ve toksin üreterek. Bir çok patojen bakteri iki mekanizmayı da kullanır. Bakterilerin ürettikleri hastalıklar antibiyotiklerle yapılan spesifik tedaviye sıklıkla cevap verir. En tehlikeli biyolojik savaş ajanları Şarbon, Brusella ve Vebadır.
2. Viral ajanlar: Virüsler RNA veya DNA olarak genetik materyal içeren proteinden oluşan en basit mikroorganizmalardır. Bakterilerden küçüktür ve bakterilerin aksine kültürlerde üremezler. Bakterilerle bulaşan hastalıkların aksine viral ajanlarla oluşan hastalıklarda antibiyotik kullanımı yoktur. Bu gruba örnek Çiçek, Venezüella ansefalitidir.
3.Biyolojik toksinler: Canlı organizmaların (hayvanlar, bitkiler, mikroplar) oluşturdukları zararlı materyaldir. Kimyasal ajanlardan farklı yönleri insan yapımı olmamaları, uçucu özeliklerin olmaması, bir toksin hariç (mikotoksin) cilt üzerinden etkili olmamaları ve kimyasal ajanlardan çok daha fazla toksik olmalarıdır. Uçucu özelliklerinin olmaması sebebiyle ikincil bulaşma veya kalıcı çevre hasarı yapma özellikleri de yoktur. Biyolojik toksinler düşmanın amacına göre tüm biyolojik silahlar gibi hem kapasite bozucu hem öldürücü olarak kullanılabilirler. Kapasite bozucu olarak kullanıldıklarında tıbbi ve tahliye imkanlarını yok ettikleri ve paniğe sebep oldukları için öldürücü amaçlı kullanıma göre daha etkili olurlar. En tehlikelileri Botulinum, Risin, mikotoksin, Stafilokoksik enterotoksindir.
Biyolojik savaşı hızlı belirleme ve ajanı tanımlama taktik, politik ve tıbbi olarak temel esastır.
BELİRTİLER
Ortaya çıkan bir salgının biyolojik savaşı işaret etme belirtileri; kısa sürede çok sayıda kişinin hastalanması, sebebi açıklanamayan hastalık ve ölümlerin olması, hastalık ajanına maruziyetin olağan olmaması (solunum yoluyla bulaştığı bilinen ajanın başka yolla alınmış olması), yaşa, coğrafyaya, mevsimlere uygun olmayan bir hastalığın ortaya çıkması, rüzgar yönünün salgın bölgesini belirlemesidir.
Biyolojik savaş ajanlarının oluşturduğu hastalık belirtileri:
Şarbon: Kuluçka süresi genelde 1-6 gündür. Belirti ve şikayetler ateş, yorgunluk, öksürük, zorlu ve sesli solunum ve ciddi solunum sıkıntısıdır. Ölüm 24-36 saat sonra olur.
Brusella: Hastalık ortaya çıkınca ateş, baş ağrısı, kas, eklem, sırt ağrıları, terleme ayrıca depresyon, mental durum değişiklikleri, vardır. Ölümler yaygın değildir.
Veba: 1-6 günlük kuluçka süresinden sonra başlayan yüksek ateş, titreme, baş ağrısını takiben kanlı balgamlı öksürük, ilerleyen solunum güçlüğü, zorlu ve sesli solunum, siyanoz ve sindirim sistemi ile ilgili şikayetler vardır. Ölüm solunum ve dolaşım yetmezliğinden ya da kanama bozukluklarından olur.
Q ateşi: Maruziyetten en erken 10 gün sonra ateş, öksürük, yan ağrısı oluşur. Hastalar genellikle hayati tehlike açısından kritik durumda olmazlar. Hastalık 2 gün ile 2 hafta arasında sürer.
Tularemi: Solunum, sindirim veya cilt yoluyla ajanla karşılaşmadan 1-2 gün sonra başlayan lenf bezlerinde büyüme, ciltte yara, ateş baş ağrısı, halsizlik, öksürük ve yara açılması.
Çiçek: Belirtiler ateş, kusma, baş ve sırt ağrısı gibi genel şikayetlerle başlar. 2-3 gün sonra ciltte önce kırmızı lekeler sonra kabarcıklar ve takiben içi püy dolu kesecikler oluşur. Cilt belirtileri daha çok kollar, bacaklar ve yüzde toplanmıştır ve simetrik yerleşmiştir.
Venezüella ensefalopatisi: 1-6 günlük kuluçka süresinden sonra 24-72 saat süre içinde ateş, ense sertliği, baş ve kas ağrıları, başlar; bu şikayetlere bulantı, kusma, ishal eşlik eder.
Botulizm: Belirtiler toksinin alınmasından 12-36 saat sonra başlar. Düşük dozda alındıysa belirtilerin başlaması bir kaç günü de bulabilir. Şikayetler bulanık görme, çift görme, göz kapağı düşüklüğü, ağız ve boğaz kuruluğu ve yutma güçlüğü, genel kas güçsüzlüğü ve son evrede solunum yetmezliğidir.
Risin: Toksinin alınmasından 4-8 saat sonra ani yükselen ateş, öksürük, solunum sıkıntısı, bulantı, eklem ağrıları başlar. 18-24 saat içinde akciğer ödemi oluşur ve 36-72 saat içinde solunum yetmezliğinden ölüm olur.
Stafilokoksik enterotoksin: Toksinin alınmasından 3-12 saat sonra ani başlayan üşüme ve titremeyle beraber olan ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, ve kuru öksürükle ilerler. Göğüs ağrısı olabilir. Ateş 2-5 gün sürebilir öksürük 4 haftaya kadar devam edebilir. Eğer toksin yutulduysa bulantı kusma ve ishal görülebilir. Yüksek dozda toksin alındıysa septik şok ve ölüm olur.
Mikotoksin: Toksin alınmasını takiben ciltte ağrı, kaşıntı, içi su dolu kabarcıklar oluşur. Boğaz ağrısı, öksürük, göğüs ağrısı ve kanlı balgam görülür. Yüksek dozları genel güçsüzlük, şok ve ölüme yol açar.
İLKYARDIM
Biyolojik bir savaşta tıbbi personelin uyması gereken hareket planı:
1. Kendini koru:Tıbbi personelin biyolojik savaşta ilk adımı kendilerini korumaya yönelik olmalıdır. Fiziksel korumada maske, elbise, eldiven ve botlardan oluşan koruyucu ekipmanlar kullanılır. Maske biyolojik savaşlar için özel dizayn edilmiş maske olabileceği gibi basit cerrahi maske de olabilir. Bu maskeler kimyasal ajanlara olmasa da biyolojik ajanlara karşı yeterli koruma sağlar. Kimyasal koruma için görev önceden belliyse maruziyetten önce ve sonra antibiyotik alınabilir, immünolojik koruma için aktif aşılama yapılabilir.
2. Hastayı değerlendir: İlk değerlendirmede hava yolu açıklığı solunum ve dolaşım değerlendirilir. Hava yolu, solunum ve dolaşım problemleri sebebe yönelik tedaviye geçilmeden çözülür. İlk değerlendirme ve müdahale dekontaminasyondan önce yapıldığı için kısa olmalıdır.
3. Dekontaminasyon uygula: Biyolojik savaş ajanları mekanik (Su, hava filtrelerinin kullanarak, cildin yıkayarak ajanı uzaklaştırma), kimyasal (Sıvı, gaz veya aorosol dezenfektan kullanımı ile ajanın zararsız hale getirme), ve fiziksel (ısı, ışın kullanarak cisimler üzerindeki ajanı zararsız hale getirme) olmak üzere üç metotla dekontamine edilir. Dekontaminasyon kimyasal ajanların varlığında daha çok önemlidir. Biyolojik ajanların kuluçka süresinin olması biyolojik ajana maruz kalmış kimse ataktan günler sonra tıbbi bakım gerektirebileceği için dekontaminasyon ihtiyacı daha azdır veya bazen hiç olmayabilir.
Şüpheli biyolojik savaş ajanı ile temasta, kontamine giysiler çıkarılmalı ve koruyucu giysileri olan personel tarafından uzaklaştırılmalıdır. Hasta cildi süratle su ve sabun ile yıkanmalıdır. Dikkatli yıkama ajanı hemen tamamını ciltten uzaklaştırır. Biyolojik ajanın yoğun bulaştığı cilt ise % 0.5 lik çamaşır suyu ile 10-15 dakika ciltte bekletilerek yıkanmalıdır. Çamaşır suyu veya diğer dezenfektanlar yoğun bulaşma dışında kullanılmamalıdır çünkü hem yakıcıdır hem de normal cilt florasını bozarak dirençli süper enfeksiyonlara sebep olur. Gözün kornea tabakasında opasitelere sebep olacağı için göze kaçmamasına da özen gösterilmelidir. Giysilerin ve malzemelerin dekontaminasyonunda da %5 lik çamaşır suyu kullanılabilir.
4. İzolasyon yap (karantina uygula): Çapraz enfeksiyonları önlemek için kontamine kişiler diğerlerinden ayrı tutulmalıdır.
5. Ayrıntılı tıbbi yardım ve tanı konulması için tıbbi merkeze transport sağla: Dekontaminasyondan sonra tanı konulmaya çalışılır. Bu ikincil ve daha ayrıntılı değerlendirme aşamasıdır, klinik ve laboratuar muayenelerini içerir. Bu amaçla burun, boğaz, balgam, kan kültürleri ile kan ve idrar örnekleri incelenir.
Ancak laboratuar sonuçları beklenirken tanı klinik olarak konulmaya çalışılır. Ajanın belli olması beklenmeden süratle tedaviye başlanmalıdır. Bir çok biyolojik ajan için bulaşma ile hastalık belirtilerinin çıkması arasında belirtisiz geçen süre sebebiyle ajana yönelik tedavi gecikir. Ancak tanımlanamayan sebebi belirsiz ateş durumlarında tanı konuluncaya kadar ampirik tedavi diye tanımlanan herhangi bir antibiyotik başlanmalıdır. Bu amaçla doksosiklin veya tetrasiklin kullanılabilir.
KİMYASAL SAVAŞ
Giriş
Kimyasal savaş ajanları, öldürmek, yaralayarak saf dışı bırakmak, kapasite bozucu etki ile insanları etkisiz hale getirmek, bitkisel ve hayvansal besin kaynaklarını, besin stoklarını kontamine etmek ve yok etmek, ekonomik önemi olan hedefleri işlemez hale getirmek, askeri ve sivil personeli koruyucu giyecek ve araç kullanmak zorunda bırakarak hareket kabiliyetlerini azaltmak, teröre, kaosa ve sivil personel arasında paniğe neden olmak amacıyla spesifik hedeflere karşı kullanılan, yüksek toksisite potansiyeline sahip çeşitli yapılarda kimyasal maddelerdir.
Kimyasal ajanlar hedef üzerine içinde bir veya daha fazla kimyasal ajan dağıtabilen bir taşıyıcı/dağıtıcı sistem içeren kimyasal silahlarla gönderilir. Kimyasal savaş ajanları, bir veya birkaçının kombinasyonu halinde ve katı, sıvı veya aerosol şeklinde; helikopter veya uçaklarla taşınan sprey tanklarıyla; püskürtücü aletlerle; top, roket veya çok namlulu roket sistemleri; füze, mayın, el bombası veya uçak bombaları ile püskürtülür veya fırlatılıp dağıtılırlar.
Kimyasal savaş ajanlarının savaşta veya terör amaçlı tercih edilme sebepleri üretim maliyet ve teknolojilerinin düşük olmaları, etki ve toksisitelerinin yüksek olmaları, çok yüksek zarar/hasar kapasiteleri sebebiyle yüksek oranda kayıplara sebep olmaları ve çok korkutucu olmalarıdır. Kimyasal tehlike sadece kimyasal savaş ve silahları sebebiyle mevcut değildir. Endüstriyel kazalar ve savaşlar veya terörist saldırılarda kullanılıp çevreye dağılan toksik ajanlarla da aynı tehlike söz konusudur.
NEDENLERİ
Kimyasal savaş ajanları, toksik etki özelliklerine göre aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:
1. Sinir ajanları (Sarin, Soman, Tabun, VX): Sinir sistemi yoluyla kasları felce uğratarak solunum ve dolaşımı sistemlerini durdur. Öldürücü etkilidirler
2. Vezikan ajanlar-Yakıcı gazlar (Hardal Gazı-Kükürtlü hardal, Levisit, Fosgen Oksim): Doku hasarı yaparlar. Gözler, cilt ve solunum yolu dokusu ilk etkilenen bölgesidir. DNA hasarına neden olurlar.
3. Boğucu gazlar-Akciğer irrtanları (Fosgen, Difosgen, Klor, Kloropikrin): Öldürücü etkilidirler. Solunum sistemini ağır şekilde tahrip edip, akciğer hasarına neden olarak gaz transferini bozarlar. Ölüm boğulma sonucu olur.
4. Kan zehirleri (Siyanür, Siyanojen Klorür): Hücre solunumunu bozarak kandaki oksijenin dokular tarafından alınmasını engeller. Öldürücü etkili ajanlardır.
5. Kapasite bozucu gazlar (LSD, BZ): Santral sinir sistemini etkileyip uyarı veya depresyon yoluyla davranış bozukluğuna neden olurlar.
6. Kargaşa bastırıcı ajanlar (CN, CS, SR, DM ): İrritan gaz veya aerosol şeklinde kullanılıp göz, cilt ve akciğerlerde irritasyon yaparak göz yaşartır veya ağır bulantı ve kusmalara sebep olurlar.
7. Bitki öldürücü ajanlar (Pikloram, Kakodilik asit) : Beslenme olanaklarını bozarak etki ederek zayiat verdirirler.
Kimyasal savaş ajanlarının bazılarının kendilerine özgü renk ve kokuları vardır ve bir kimyasal savaş atağı süratle dakikalar ve saatler içinde kendini belli eder.
Kimyasal ajanların bulaşması primer (birincil) veya sekonder (ikincil) olabilir. Birincil bulaşma sıcak bölge diye isimlendirilen kimyasalın döküldüğü ve patlama veya yangın gibi fiziksel zararın çevrelediği sıcak bölgede olur. İkincil bulaşma ise kontamine materyalin personel veya ekipman ile sıcak bölgenin dışına transferi ile elbise, cilt ve saça bulaşarak sıcak bölge dışındaki personeli de tehdit etmesidir. İkincil bulaşma riski su ve katı kimyasal ajanlar için geçerlidir; gaz ve sıvı hale yoğunlaşıp cilt ve elbiselere bulaşmadıkları sürece buhar ajanlar için de geçerli değildir. Ikincil bulaşma riski nedeniyle hastaların destek bölgesine veya tıbbi bakım ünitelerine transportlarından önce dekontaminasyon işlemi için tüm çaba harcanmalıdır.
Kimyasal ajanların birincil veya ikincil bulaşmada vücuda giriş yolları solunum, cilt ve gözlere temas veya sindirim yoludur. Tüm bulaşma yollarında hasar büyüklüğü kimyasal ajanın toxisitesine, konsantrasyonuna ve temas süresine bağlıdır.
BELİRTİLER
Kimyasal ajanın etkisi toksik gücüne, konsantrasyonuna, kimyasal ajana maruziyet süresine ve kimyasal ajana maruz kalan kişinin sağlık durumuna bağlıdır. Çok toksik bir ajan maruziyet süresi kısa ve konsantrasyonu düşük ise ciddi bir hasar oluşturmayabilir. Oysa orta derecede toksik bir ajana uzun süreli maruziyet tehlike yaratabilir.
Santral sinir sistemi belirtileri: Bazı ajanlar (örn: Kloroform, Hidrokarbon, Solventler) baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, sersemleme ve koma yapar. Bazı ajanların ilk etkileri keyiflendirici ve hafif alkol etkisindekine benzer baş dönmesi gibi uyarıcı etki şeklinde olabilir. Santral sinir sisteminin ciddi depresyonu solunum ve kalp durmasına sebep olur.
Solunum sistemi belirileri: Kimyasal ajanların (örn.: Amonyum, Klorin) solunması burun, boğaz ve üst solunum yolunda hızla başlayan yanma ve irritasyona sebep olur. Ağrılı öksürük, solunum sıkıntısı ve zorlu-sesli solunum görülebilir. Maruziyet yoğun ise üst hava yolu tıkanıklığı, yoğun akciğer hasarı ve asfiksiden hızla ölüm olur.
Solunum belirtilerinin başlangıcı ve yeri kısmen solunan kimyasal ajanın suda çözünürlüğü ile ilgilidir. Suda eriyirliği yüksek olan gazlar (örn.: Amonyum) üst hava yolu dokularında çözüldüğü için hızla başlayan semptomlara sebep olur. Daha az suda çözünen gazlar ise (örn.: Fosgen gibi daha derin hava yollarına gider ve daha az ve geç semptomlara sebep olur. Bu ajanlara maruziyetten 12-36 saat sonra akciğer ödemi oluşur.
Solunum sistemine hasar ayrıca; bilinci kapalı hastanın kusması durumunda hava yolu koruyucu reflekslerinin çalışmaması sebebiyle, mide içeriğinin akciğerlere kaçışı ile de olur.
Kalp ve dolaşım sistemi belirtileri: Kalp ve dolaşım sistemine ait düşük tansiyon, ritim bozukluğu gibi istenmeyen yan etkiler ya indirekt olarak solunum durması sonucu veya mide içeriğinin akciğere kaçmasından kaynaklanan oksijensizliktenden yada direk kimyasal ajanın kalp fonksiyonlarını durdurucu etkisinden kaynaklanır. Ayrıca aşırı kusma, ishal veya kimyasal yanıklardan kaynaklanan vücut sıvı kayıpları da düşük tansiyona sebep olur.
Boşaltım Sistemi belirtileri: Böbrekler bir çok kimyasal ajandan hem direk hem de yoğun kas hasarı yapan zehirlenmeler sonucu aşırı kas yıkım ürünleri birikimi ile hasar görür. Buna rağmen böbrek fonksiyon testleri kimyasal maruziyetten saatler hatta günler sonra bile bozulmayabilir.
Cilt Belirtileri: Cilt aşırı sıvı kaybına ve mikroorganismaların, alerjenlerin, kimyasalların vücut içine hareketine karşı bir bariyer rolu oynar. Bir çok kimyasal ajan cildin bütünlüğünü bozar. Bariyer etkisi kimyasal ajanın atıldığı silahın sebep olduğu travma ve yanıklar ile de bozulur. Koruyucu bariyerin bozulması kimyasal ajanların kan dolaşıma girmesini kolaylaştırır. Ayrıca cilt hasarı olmadan da genel vücut hasarları oluşabilir çünkü yağda eriyen kimyasal ajanlar (örn.: Organofosfatlar, insektisidler) bütünlüğü bozulmamış ciltten de vücut içine girebilirler. Bazı kimyasal ajanlar ise ilerleyici hasar yaparlar (örn.: Alkali yakıcılar ve hidroklorik asit) ve etkileri ilk birkaç saatte çok az ağrı ve hafif kabarıklık şeklinde iken daha sonra ciddi hasar oluşturabilir.
Göz belirtileri: En ciddi göz hasarı yakıcı sıvıların direk temasından olur. Buhar ve gazlar ise yüksek konsantrasyonda ve uzun süreli maruziyette gözde hasar oluştururlar. Konjuktuvaları ve korneaları hasarlanmış hastalarda ağrı, yanma, yabancı cisim hissi, aşırı göz yaşarması ve göz kapağında kabarma ve kabuklanma görülür.
Sindirim sistemi belirtileri: Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal direk sindirim sistemi irritasyonu veya zehirlenmenin genel etkisinden dolayı görülen yaygın semptomlardır. Bazı zehirlerin sindirimi ayrıca ağız, boğaz, yemek borusu ve midede ciddi hasar ile kanama veya mide delinmesi ile sonuçlanabilir. Bir çok kimyasalın önemli bir etkisi akut karaciğer hasarıdır. Maruziyetten 2-3 gün sonra belirlenir. Laboratuvar testleri anormal karaciğer fonksiyonları gösterir. Toksik hepatit karaciğer yetmezliğine ilerlerse beyin koması ve ölüm oluşur.
Personel kimyasal ajanlara maruziyette ilk yardım uygulamaya başlamadan bilmesi gereken kurallar şunlardır:
1. Kendini koru: Ortamda kimyasal ajanın olduğu kirli bölgeye dikkatle yaklaşılmalı. Arada güvenli bir mesafe olmalı ve bölge yakın yüksek bir alandan gözlenmeli. Kurtarma çalışmalarını başlatmak için acele edilmemeli. Önce gözlenen mevcut durum rapor edilmeli.
2. Eğer eğitimini aldıysan kimyasal ajanı tanımaya çalış: Kimyasalı tanıdıktan sonra zehir danışma ile temas kurarak etkileri tıbbi tedavisi ve dekontaminasyon kuralları hakkında bilgi al.
3. Sekonder bulaşma riskini değerlendir: Alanda dekontaminasyon tamamlanmadıysa kimyasal ajan kurtarıcı personel ve sağlık personeli için kontrollü bölgede, ambulansta veya hastanede risk oluşturur. Kimyasal ajana maruziyet yolu ve süresi sekonder bulaşmayı belirlemede önemlidir. Sadece gaz ve buhara maruz kalan hastaların maruziyet alanının dışına önemli miktarda kimyasal ajan taşıma, dolayısı ile bu bölge dışındaki personeli riske atma olasılığı yoktur. Ancak cildi ve elbisesi sıvı (yoğunlaşan buharlar dahil) veya katı ajanla tamamen bulaşmış kimseler personeli kontamine edebilir. Sindirim yoluyla kimyasal ajan alanlar da kusma yoluyla başkalarına bulaştırabilirler.
4. Yeterli dekontaminasyon önlemlerinin alındığından emin ol.
5. Gereken hastalara mümkün olduğu ölçüde temel ve ileri yaşam desteği uygulayarak süratle uygun tıbbi bakımın yapılacağı yerlere transport et.
İLK YARDIM
Kimyasal savaşla ilk yardım başlatılırken önce bölgenin ve çevre halkın güvenliği sağlanır, çalışma alanları sıcak (kırmızı-kirli), Ilık (Sarı- kontrol-dekontaminasyon) ve soğuk (yeşil-güvenli) bölge olmak üzere 3’e ayrılır :
Kirli Bölge: Kirli bölgeye genellikle sadece itfaiye ve özel eğitimli tıbbi personel girmeli. İleri yaşam desteği uygulayacak personel kontrol veya güvenli bölgede beklemelidir.
Kurtarıcılar korunma için başlıklı gaz maskesi, koruyucu elbise, geçirgen olmayan eldiven ve bottan oluşan koruyucu ekipman kullanmalıdır. Kimyasal koruyucu ekipmanlar A, B, C olmak üzere 3 sınıfa ayrılır. A en yüksek seviyede koruma sağlarken C en alt koruma seviyesini ifade eder.
Özellikle kimyasalın tanımlanmadığı sürece maksimum seviyede koruma sağlayan - A sınıfı koruyucu ekipman kullanılmalıdır. Kirli bölgedeki kurtarıcılar temel hava yolu açıklığı, solunum desteği ve dolaşım desteği sağlamalıdırlar. Bu aşamada özellikle personel koruyucu kıyafetlerin hareket kabiliyetini kısıtlaması sebebiyle bu önlemler sınırlı olarak alınabilecektir. Kurtarıcılar sadece basit hava yolu açma menevralarıyla hava yolunu açabilir, servikal kolar takar, büyük bulaşmaları temizler ve arteriyel kanamaları durdurmak için direk bası uygulayabilir.
Hasta kirli bölgeden kontrollü bölgeye uygun taşıma yöntemleriyle, hızla ve emniyetle çıkarılmalıdır. Bu amaçla eğer hasta yürüyebiliyorsa yürüyerek; yürüyemiyorsa sedye, sırt tahtası veya hiç biri yoksa tek ve iki kişi taşıma yöntemleri kullanılarak süratle çıkartılmalıdır.
Kontrol bölgesi: Kontrollü bölge kirli bölge ile güvenli bölge arasında ama kirli bölgeden uzakta uygun bir bölgede olmalıdır. Mümkünse kirli bölgeden yüksekte ve rüzgarsız ama gaz buharının dağılmasını sağlayacak şekilde havadar olmalıdır. Bu bölgedeki personel koruma kıyafeti kirli bölgedeki seviyede – A veya onun bir alt seviyesinde - B olmalıdır. Eğer solunan gaz buharı düşük ise (kimyasal ajan çok buharlaşmayan cinsten veya dekontaminasyon bölgesi iyi havalanan bir bölgedeyse) daha da düşük derecede koruyucu elbise giyilebilir.
Bu bölgede hava yolu açıklığı sağlama, solunum ve dolaşım desteği sağlamada ekipman kullanılması, destek oksijen uygulaması, solunum yolu ile uygulanan nefes açıcı ve suni solunum ugulamaları mümkündür. Kanamaları kontrol altına almak için direk bası uygulanmalıdır. Özel koruma kıyafetli kurtarıcıların özellikle ağır eldivenler takmaları sebebiyle damar yolu açmak ve endotrakeal entübasyon yapmak zordur. Bu alanda kardiyak monitör gibi elektronik cihazlarda, cihazların kontamine olmasını önlemek için uygulanmamalıdır.
Hastanın hayati foksiyonlarına yönelik müdahaleler tamamlanır tamamlanmaz dekontaminasyon işlemi uygulanır. Dekontaminasyon sadece katı ve sıvı haldeki kimyasal savaş ajanları için geçerlidir, gaz ve aerosol halindeki ajanlar için yapılabilecek tek işlem kirli atmosferden uzaklaşmaktır.
Katı ve sıvı haldeki kimyasal savaş ajanları için dekontaminasyon fiziksel olarak yıkama, durulama, kurutma, absorbe etme veya ısı ile uzaklaştırma yöntemleri ile; veya kimyasal olarak yıkımlama yöntemi ile yapılır. Bu amaçla su, sabun, kil toprağı, absorban pudralar, talk/buğday unu, sıvı yağ, gazyağı, parafin, alkollü çözücüler kullanılabilir.Son zamanlarda bazı antidot içeren (örneğin sinir gazı için kolinesteraz antidotu) süngerlerin kullanımı da gündemdedir.
Dekontaminasyon uygulaması: Giysiler sıvı kimyasal ile kontamine ise çıkarılır ve çift torbaya konur, torba ağzı kapatılır, kontrollü bölgede bırakılır. Eğer kimyasal ajan katı ise önce hafifçe silinerek uzaklaştırılır. Daha sonra yıkanma/yıkama işlemine geçilir. Bir çok kimyasal ajan suyla şiddetle reaksiyona girerek patlama veya toksik gaz salınımına neden olabilir. Bu nedenle su reaksiyonu konusu dikkate alınarak dekontaminasyon bölgesinde üzerindeki kıyafetleri tamamen çıkarılımış hasta üzerine su tazyikle verilmemeli en az 15 dakika süreyle baş ve boyundan ayaklara doğru tazyiksiz olarak uygulanmalıdır. Saçın tamamının, tüm vücut kıvrımlarının, koltuk altı ve kasıkların, parmak aralarının yıkandığından emin olunmalıdır. Yaralar, kimyasal ajanın yara içine girmesini engelleyecek şekilde yara içinden dışarı doğru yıkanmalıdır.
Gözleri su ile flaşlama uzunluğu kimyasal ajan ve maruziyet koşullarına göre değişmekle beraber yoğun ve kuvvetli alkali materyal 10-15 dakika, sadece göz irritasyonu yapan ajanlar ise daha kısa süreli flaşlanabilir. Gözlerin yıkanmasında varsa sodyum bikarbonat veya serum fizyolojik te kullanılabilir.
Yağlı veya suda çözülmeyen ajanların çıkarılması sabun ve ya şampuan kullanımını gerektirir. Herhangi bir el yada bulaşık deterjanı bu konuda yeterlidir. Bu aşamada çok yumuşak bir fırçayla hafifçe fırçalama yapılmalıdır. Sert fırçalama cilt hasarına ve kimyasal ajanın vücut içine girmesine sebep olabilir. Çamaşır suyu veya sirke gibi dekontaminasyon ajanları cilt ve saçta kullanılmamalıdır. Bu solüsyonlar ekipmanlar için geçerlidir hastalar için uygun değildir.
Yıkama bittikten sonra kurulanma işlemi yapılarak dekontaminasyon bitirilir, hasta üzeri örtülür.
Sindirim sistemine girmiş ajanların dekontaminasyonu için hastaya bir bardak normal su içirilmelidir. Dekontaminasyon amacıyla kusturma genellikle önerilmez. Kimyasal ajanın yutulmasından sonra midenin boşaltılmaya çalışılması etkili olmayabilir ve tehlikelidir. Yutulan yakıcı veya çok irrite edici bir ajan ise yemek borusunda ve midedeki hasarı artırabilir. Ayrıca akciğere kimyasal ajan kaçmasınada sebep olabilir. Mevcutsa aktif kömür bir çok zehiri absorbe etmesi ve uygulanma kolaylığı sebebiyle verilebilir. Uyanık ve koruyucu refleksleri yerinde hastaya 50-60 gr verilebilir.
Temel dekontaminasyon tamamlandıktan sonra hasta triyaj, tedavi ve transport için güvenli bölgeye gönderilir.
Güvenli Bölge: Güvenli bölge fiziksel ve kimyasal hasar bölgesinden uzakta kurulduğu için bulaşma ciddi problem değildir. Bu nedenle bu bölgedeki personel için hastalar uygun şekilde dekontamine edilip getirildikleri için koruyucu elbise giyme zorunluluğu yoktur. Ancak organafosfat pestisidleri ve benzer kimyasal ajanların varlığında güvenli bölge timide önlük ve lateks eldiven giymelidir.
Güvenli bölgede öncelikle hemen basit tıbbi bakım yapılmalıdır. Bu bakım hava yolu açıklığı, solunum ve dolaşım desteğini içermelidir. Daha sonra ayrıntılı tıbbi bakım başlatılır. Bu arada zehir danışmadan uzman tavsiyesi alınabilir.
Nefes açıcı ilaçlar solunum yoluyla uygulanabilir. Ancak nefes açıcı ilaçlar bazı kimyasal ajanların kalp hızını artırma ve ritim bozukluğu yapmalarına sebep olabilir. Bu nedenle yüksek miktarda kullanılmamalıdır. Koma veya nöbet geçirme durumunu kimyasal ajandan çok kafa travmasına bağlı olabileceği de düşünülmelidir.
Önceden hastane dışı uygulama eğitimi alınmışsa antidot tedavisi yapılabilir.
Konsantre veya kuvvetli alkali materyale maruziyet durumunda ilave dekontaminasyon uygulanır, göz ve cilt tekrar yıkanır.
Transport: Cilt ve gözleri ajana maruz kalmış hastanın dekontaminasyonu etkili bir şekilde yapılmışsa ambulans, personel ve ekipmanın ikincil bulaşma riski yoktur. Ancak, yutulan ajanlar hastanın kusması durumunda küçük ve kapalı alanı olan ambulansta ikincil bulaşma riski yaratabilir.
Kimyasal savaşta triyaj: Kimyasal savaşta triyaj prensipleri genel prensiplerle aynıdır ancak kimyasal ajana maruziyetin bulgu ve semptomlarının gecikmesi nedeniyle daha komplikedir. Öldürücü dozlarda ajana maruz kalındığında bile başlangıçta çok az yada hiç belirti vermeyebilir. Devam eden dinamik bir süreç olarak triyaj uygulayarak hastanın klinik durumu düzenli ve tekrarlayan aralıklarla kontrol edilmelidir. Genel bir kural olarak çocuklar toksik ajanlara daha duyarlı oldukları için tıbbi tedavide öncelik verilmelidir.
Süratle tedavi edilmesi gereken grup-T1: Hayati fonksiyonları süratle müdahale gerektiren grup (Hava yolu tıkanıklığı, yoğun kuru öksürük, solunum yetmezliği, koma, genel toksik etkinin oluşturduğu çeşitli derecelerdeki bilinç bozuklukları, ölüm tehlikesi olan ciddi yanıklı hastalar).
Geç tedavi grubu T2: Hastane tedavisi gerektiren ama klinik durumları hayatı tehdit etmeyecek gecikmeye izin veren grup. Bu grup hastalara stabilizasyon önlemleri gecikecek tedavinin etkilerini, azaltmak için uygulanır (Şiddetli öksürük, solunum güçlüğü olan ama sistemik etkilerin olmadığı veya hafif sistemik etkiye bağlı hafif bilinç değişikliklerinin olduğu özel yanık bakımı gerektiren yanıklı hastalar).
Minimal tedavi grubu T3: Non spesifik personelinde tedavi edebileceği hafif yaralılar. (Orta veya hafif şiddette öksürük, hafif göz bellirti ve şikayetleri, baş ağrısı, hafif yanıklar, psikolojik rahatsızlıklar).
Beklenebilecek tedavi grubu-T4: Yaşam şansı çok az yada hiç olmayan multiple travmalı hastalar (Kardiyopulmoner arrest, aşırı yanıklar ve hem yanığı hem solunum sıkıntısı olan hastalar). Bu kategori sadece afet durumunda geçerlidir. Diğer kazalarda süratle tedavi edilmesi gereken gruptadır. Çok az yaşam sansı olan vakalar afet kontrol altına alındıktan sonra tedaviye alınmalıdır.
Ayrıca zararlı materyale maruz kalan herkes, şikayetleri olmasa bile mutlaka kimyasal maruziyeti tanımlayan bir işaretle belirtilerek tıbbi merkeze gönderilmelidir. Transport ve tıbbi merkezde de devam ettirilen triyaj sürecinde bu grup için şikayetlerin ortaya çıkacağı yeterli zaman geçecek ve bu şekilde başlangıçta toksik ajana maruziyet belirti ve şikayetleri olmayan kimseler atlanmamış olacaktır.
Hastaların dekontaminasyon bölgesinde yapılan dekontaminasyonları yeterli yapılmamışsa hastane acil servislerinde ikincil bulaşma olabilir. Bunu önlemek amacıyla hastanelerin acil servislerinde dekontaminasyon istasyonları olmalı ve hastalara acil servisi alınmadan bir kez daha dekontaminasyon işlemi uygulanmalıdır. Bu sırada tıbbi bakımda dekontaminasyon işlemiyle eş zamanlı olarak başlatılmalıdır.
Görev tamamlandıktan sonra personel ambulans kullanılan ekipmanlar uygun şekillerde dekontamine edilir. Personel kendi dekontaminasyonunu yaparken; dekontaminasyon tamamlanmadan ağız, burun, yüz ve genital bölgesine dokunmamaya dikkat etmeli, sıcak suyla ve cerrahi sabunla hafif hafif fırçalanmalı, özellikle saçlar, kulaklar ve diğer kıvrımlı bölgeler tekrar tekrar yıkanmalı, tıraş olmamalı ve her yıkanmadan sonra temiz havlu kullanmalıdır.Ambulans ve ekipmanları dekontamine edilmeden rutin görevlere gönderilmemelidir. |